T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/4038 – K. 2008/10893 – T. 22.9.2008

• İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Takip Konusu Bononun Tabi Olduğu Üç Yıllık Zamanaşımı Süresinin Dolması – Zamanaşımı Süresi Dolan Bononun Temel Borç İlişkisi Bakımından Yazılı Delil Başlangıcı Oluşturduğu Alacağın Temel Borç İlişkisinin Zamanaşımı Süresine Tabi Olduğu )

 ZAMANAŞIMINA UĞRAYAN BONO ( Temel Borç İlişkisini Kanıtlamak Bakımından Yazılı Delil Başlangıcı Oluşturduğu – Zamanaşımına Uğramış Bonoda Yazılı Miktar Kadar Satış Miktarı İçin Temel Borç İlişkisinin Tabi OlduğuZamanaşımı Süresinin Geçerli Olduğu )

• YAZILI DELİL BAŞLANGICI ( Takip Konusu Bononun Tabi Olduğu Üç Yıllık Zamanaşımı Süresinin Dolması – Zamanaşımı Süresi Dolan Bononun Temel Borç İlişkisi Bakımından Yazılı Delil Başlangıcı Niteliğinde Olduğu )

 ZAMANAŞIMI ( Bononun Üç Yıllık zamanaşımı Süresine Tabi Olduğu – Zamanaşımı Süresi Dolan Bononun Temel Borç İlişkisi Bakımından Yazılı Delil Başlangıcı Oluşturduğu Bu Nedenle Temel Borç İlşikisinin Tabi OlduğuZamanaşımı Süresinin Nazara Alınması Gereği )

6762/m.   818/m.  1086/m.

ÖZET : Davacının elinde bulunan ve zamanaşımına uğrayan bonolarda yazılı miktar kadar davalının satım ilişkisi nedeni ile, kendisine borçlu olduğunu ve bu borcu ödemediğini öne sürmektedir. Bu iddia şekline göre davacının ibraz ettiği bonolar, davalı aleyhine HUMK. 292 maddesi hükmüne uygun olarak yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Bu durumda uygulanacak zamanaşımı TTK. 661 maddesindeki 3 yıllık zamanaşımı süresi olmayıp, satım hukuki ilişkisine dayalı, BK. 125 maddesinde yazılı olduğu üzere, 10 yıllık zamanaşımı süresidir.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalının 6 adet bono nedeni ile borçlu olup ödemediğini, yapılan takibe de haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına ve %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir.

Davalı, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davacının dava hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, takip konusu bonoların zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, yargılama aşamasındaki beyanlarında, takibe konu senetlerin 5 nolu dairenin davalıya satışı karşılığında kendisine verildiğini, satış bedeli ödenmediği için ilamsız takibe koyduğunu bu nedenle zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüş, davalı da takibe itirazında ve yargılama aşamasındaki beyanında; takibe konu senetleri daire satışı karşılığında verdiğini, ancak taşınmazın 1/2 hissesinin devir edilmediğini bu nedenle senetlerin bedelsiz kaldığını savunmuştur. Davacı ve davalının bu şekildeki açıklamalarından, aralarındaki temel borç ilişkisine dayalı olarak alacağının ödetilmesi için, giriştiği icra takibine davalının itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Değişik bir anlatımla, elinde bulunan ve zamanaşımına uğrayan bonolarda yazılı miktar kadar davalının satım ilişkisi nedeni ile, kendisine borçlu olduğunu ve bu borcu ödemediğini öne sürmektedir. Bu iddia şekline göre davacının ibraz ettiği bonolar, davalı aleyhine HUMK. 292 maddesi hükmüne uygun olarak yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Bu durumda uygulanacak zamanaşımı TTK. 661 maddesindeki 3 yıllık zamanaşımı süresi olmayıp, satım hukuki ilişkisine dayalı, BK. 125 maddesinde yazılı olduğu üzere, 10 yıllık zamanaşımı süresidir. Dava konusu olayda, henüz bu 10 yılık zamanaşımı süresi dolmadığından, takibin dayanağı bonoların yazılı delil başlangıcı olduğu gözetilerek, mahkemece davacıdan tanık dahil tüm delileri varsa davalının karşı delileri istenmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, olayda henüz zamanaşımı süresi dolmadığı halde, aksi yazılı düşüncelerle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.